Yahuda Gerçekten Bir Hain Miydi?

Aşkın, umudun, pişmanlığın rengi ERGUVAN AĞACI'yım ben…

Erguvan ağacının büyülü hikayesine kulak verelim.  Zamanın  ve mekanın durduğu  bir ana tanıklık eden güzel Erguvan ağacının öyküsüdür bu, Erguvan ağacının en eski hikayesi mor rengi ile ilgilidir. Erguvan ağacı aslında beyaz çiçekler açan, baklagillerden güzel bir ağaçtır. Sembolik açıdan incelendiğinde ağaç; hayat demektir, ve yeni başlangıçları temsil eder. İsminin kökenine baktığımızda Akadçadan, Aramiceye oradan Arapçaya , ve Türkçeye değişerek gelmiştir.  

Peki Hz İsa'nın havarilerinden biri olan İşkodralı Yahuda  kimdir?  

Genç Fatih’i yetiştiren MARA DESPİNA yani MARA BRANKOVİC Ortodoks bir sırp kralının kızı idi. MARA DESPİNA’nın babası BABASI DURAD BRANKOVİÇ Priştine doğumlu olup,

annesi IRENE KANTAKOUZENE CONSTANTİNAPOLİS doğumludur.

MARA DESPİNA siyasi nedenlerden dolayı 2.Murat ile evlendirilmişti.

Yani MARA DESPİNA,Fatih Sultan Mehmet’in üvey annesi idi.

MARA DESPİNA,Fatih’in yetiştirilmesinde önemli rol oynamıştı, FATİH dört yaşında iken onunla dost olmuştu ve Fatih ile yakından ilgilenmişti. MARA DESPİNA SULTAN MURAT’ın vefatından sonra evlenmeyi reddedip Sırbistan’a geri dönmüştü, fakat 1457’de tekrar İstanbula geldi. Ömrünün sonuna kadar Fatih, MARA Hatun’a destek olmuştur. Fatih Sultan Mehmed üvey annesine Selanik'teki Ayasofya Manastırı'nı bütün haklarıyla bir fermanla bağışlamıştır. Fermanda Mara Hatun, "bütün Hristiyan kadınların hanımefendisi" olarak nitelendirilmiştir

 

Şimdi gelelim asıl konumuza, çünkü daha konuya girmedik bu yukarıdakiler ısınma bölümü idi.

Tarihin derinliklerine yol alıyoruz, şöyle zamanda bir gezinti yapalım.

HZ İSA'nın havarilerinden birisi olan ve İSA’yı öperek kim olduğunu belli eden yani bir anlamda gammazlatan, Romalıların İSA’yı tanımasını sağlayan 12 Havariden birisi olan  İŞKODRALI YAHUDA (Yahuda İskaryot) idi.

Kimdir bu Yahuda? 

Tarihte Yahuda’yı Hz.İSA’nın yerini Romalılara anlatan hain olarak biliriz aslında. İncil’de geçer bu olay fakat aslında YAHUDA hain midir? Yoksa İSA, Yahuda’ya kendisini Ruhunu hapseden bedenden kurtarma görevini mi vermişti?

İncil’e göre Yahuda "sadık havari" olarak yorumlanıyor.

Klasik teolojide "Hz.İsa’ya ihanet eden ve para karşılığında onu satan havari" olarak bilinen Yahuda’nın, aslında bizzat İsa’nın isteği üzerine onu Romalılar’a ihbar ettiği tartışması başladı.

National Geographic Dergisi, "Yahuda İncili" adı verilen ve Mısır’daki bir çöl mağarasında bulunan 1700 yıllık el yazmalarını kamuoyuna açıkladı. Yahuda İncili’ne göre, İsa, Yahuda’ya, "Diğer yakın müritlerimin hepsini aşarak, beni kurban vereceksin" dedi. Kuzey Carolina Üniversitesi’nden teoloji profesörü Bart Eherman, yeni versiyona göre, İsa’nın, hem ruh hem de beden olarak hapsedilmiş olduğunu ve Yahuda’nın da fiziksel ölümün gerçekleşmesini sağlayarak İsa’nın yeryüzünden kaçışının yolunu açtığını söyledi. Gnostik gruplar tarafından tek sayfasına bir milyon dolar verileceği gri marketlerde duyurulmuş (Nisan 2006 başları), ama bu bilgi bazı gruplar tarafından bir süre sonra yalanlanmıştır (13 Nisan 2006). İsa, Yahuda'ya bedeninin bu dünyadan kurtarılması gerektiğini ve ancak bedeni ölüp maddi ve bozulmuş olan bu dünyadan kurtulunca gerçek kurtuluşa kavuşacağını söylediği söylenmektedir.

 

Çöl mağarasında bulunan bu 1700 yıllık el yazması,satılmasında sorun çıkınca bir bankanın emanet kasasına kapatılan eski papirüs kâğıtları zamanla yok olmaya yüz tutmuş, şu an da büyük çoğunluğu silinmiştir. Orijinalinde 62 sayfa olduğu sanılan eserin 1999 yılında sadece 26 sayfası ve bu sayfaların sadece belli bir kısmı kalmıştır.

1970’lerin sonu ya da 1980’lerin başında eski eserlerin satıldığı bir çarşıda aniden ortaya çıktı. Metnin 1978’de Mısır’da, bir mağaranın içindeki terk edilmiş bir mezarda keşfedildiği düşünülüyor. Bu, Kıptice (ilk olarak eski Mısırlıların kullandığı bir dil) yazılmış bir kodeksin (eski bir kitap türü) içindeki dört ayrı metinden biriydi.

 

Yani Yahuda, Hz. İsa’yı ele veren havaridir. İskaryot, katil anlamına gelen Latince kökenli bir sözcüktür. Yahuda, Hz. İsa’yı ele verdiği için Yahuda İskaryot olarak anılır. İsa, son yemekte hep birlikte yerlerken şöyle dedi ; ‘Size derim ki, içinizden biri beni ele verecek’

Çok üzülen havariler telaşlanarak ‘Ben miyim?’ diye sormaya başlarlar.

İsa şöyle cevap verir; ‘Benimle birlikte sahana ekmek banan biri, bana ihanet edecek. Tanrı’nın oğlu alnına yazıldığı için gidiyor, ama Tanrı’nın Oğlu’na ihanet edenin başına gelecekleri düşünün! Hiç doğmasaydı onun için daha iyi olurdu.’

İşte o zaman Yahuda İskaryot ‘ Ben miyim ?’ dediğinde

İsa, ‘Ağzınla söyledin’ der.’

İncil’de şöyle geçer:

İsa daha konuşurken bir kalabalık çıkageldi. Onikiler’den biri, Yahuda adındaki kişi, kalabalığa öncülük ediyordu. İsa’yı öpmek üzere yaklaşınca İsa, “Yahuda” dedi,

“İnsanoğlu’na bir öpücükle mi ihanet ediyorsun?” — Luka 22:48

 

 

Mesela bu konu Matta 27’de ele alınmıştır.

Hikayenin devamı ise mahkeme ve çarmıh hadisesidir.

 

Eski, çok eski zamanlarda Game Of Thorones dizisindeki gibi ‘Demir Taht’ paylaşılamayan bir taht iken, kilden bir adam demir taht’a talip olmuş ve Taht’ı ele geçirmiş.

Yine bu taht savaşları sırasında, taht’a talip olup,taht’ı alanlardan, taht’ın kozmik bilgileri ele geçirilir.

Sümer mitolojisine göre bu bilgileri alan kişi Anzu/Pazuzu, (Pazuzu veya ZU demek " he who knows" ''he who knows the heavens" demek) kader tabletleri, kader bilgileri, Mısır’daki Hermes’in, Hermetik Zümrüt tabletleri gibi (zümrüt yeşil rengi ile bilgelik sembolüdür ),ya da  Tyan’lı Apollonios’a atfedilen en önemli kitaplarından biri olan “Yaradılış’ın Sır Kitabı” gibi,

kozmik tüm bilgiler tahtın diğer taliplisine kaptırılmıştı. Yani Cennette taht için savaş vardı.

İşte mesele o zamandan beri kutsal ve kutsal olmayan emanetler üzerinedir.

 

30 Gümüş antik sikke ya da 30 Gümüş dirhem önemli bir meseledir. Hatta dikenli taç’dan da daha önemlidir. Mesela modern çağda ‘30 gümüşü hak ediyor’, 30 gümüş laneti, 30 gümüşe sattın lafları bu konu ile alakalıdır. Yani 30 Gümüş bir simgedir.

Neyse konumuza dönersek,

Zamanın olmadığı yere gidilip kutsal emanetlerin bulunması işi bir Sümerde Ninurta’ya verilmişti.

Ninurta/Ninĝirsu, bu emanetleri bulup cennete getirmesi için görevlendirilir. Aksi halde Anzu demir tahtı Enlil’in elinden alacaktır...

Sümer mitinde olduğu gibi acaba ‘Çarmıh’ olayından sonra Roma valisinin Tas’ını almak için İşkodralı Yehuda’yı affettiği anın kollandığı ve kutsal tas/kase’nin alındığı ve ikinci emanetin ise yani 30 Gümüş sikkenin alınması için Kazıklı Voyvoda’nın mezarının açıldığı ve gümüş sikkelerin alındığı gibi bir mit gerçekte doğru mudur? Bu fantastik mitte, mezarının açan kişinin Yahuda İskaryot tarafından gönderilme ihtimali var mıdır? Vlad,mezarı açan kişiye babama selam söyleyin demiş midir?

Yahuda'nın hayatı geri yükleyerek kendisini Yahuda İscariot'u cezalandırdığını ve Tanrı'nın son günlere kadar yaşamasını lanetlediği söyleyen keşişler olmuş...

MS 843’te AED adlı bir keşiş tarafında yazılan bir kitapta,Tanrı'nın Yahuda'ya güneşten ve gün ışığından korkacağını ve gece dolaşacağını söylediği söylenir. Kitap, Tanrı'nın Yahuda'ya asla ölüm rahatlığını bulamayacağınızı söylediğini söylüyor. Hiçbir şey sizi veya türünüzü öldürmez, ancak karanlığı arayacak ve karanlık nemli yerlerde yaşayacaksınız. Suyu tekrar tadabileceğinizi diliyorum ama dudaklarınızı asla geçmeyecek. Ne yaptığınızı ve karşılığında neler yapıldığını hatırlayarak önünüzdeki uzun yıllar boyunca yürüyeceksiniz. Ve sonunun asla dışarı çıkmayacak yanan bir ateş gölünde olacağını bileceksin. Kitap, Yahuda'nın ilkbaharının nasıl yaratılacağını veya nereden geleceğini anlatmıyor. Ama Yahuda'nın birçok çocuğu olacak ve Yahuda ile aynı şekilde lanetlenecekleri söyleniyor.

Vampir hikayelerinde ne Transilvanyalı Kont Dracula ne de Yahuda ilk değildi.

Mesela Mezopotamya’yı dehşet içinde bırakan ve anlamı ‘’koparılmış,’’ manasına gelen Ekimmu vardı.

"Lilith", Adem’in ilk karısı olarak adlandırılmıştır,   İbranilerin kutsal kitabında geçen muhtemel vampirlerden biridir... yorumu hangi amaca hizmet etmektedir.? Buradan da İncil’ e geçmiştir.

Eski Yunanlılarda mesela,lamiae'ya inanırlardı.Lamia mitolojide Zeus'un aşığı olarak geçer..

Vampir efsanesi her zaman doğal bir fenomen olarak açıklanmıştır, diğer bir şekilde bu durum ilkel ve ilmi bilgiden yoksun insanlara açıklanamazdı. Belki de en hayret verici inanç Orta Çağ Avrupası’nda bir çok insanın ölümüne sebebiyet veren “Black Death”(Kara Ölüm) denilen VEBA hastalığının aslında vampirlerin işi olduğuna inanılmasıdır.

 

Sorular şunlar;

İşkodralı Yahuda zamanda seyahat edebiliyor muydu?

Peki ölümsüz müydü?

İskaryot İSA’ya ihanet ettikten sonra ruhu cehennemde sorgulanmış mıydı?

Cehennemde bir kaya’ya/Taş’a hapsedilmiş miydi?

Ruhunun hapsolması ile birlikte sonsuz zaman döngüsü burada mı başlamıştı?

İskaryot, zaman sapmasından yararlanıp mı gelmişti dünya’ya tekrar?

Yoksa İskaryot, Kazıklı Voyvoda’nın yani Dracula’nın öz babası II.VLAD’mıydı?

Neden Judas İskaryot ismi Dracula ile birlikte anılır?

İbrani Efsaneye göre Judas Iscariot neden tarihteki ilk vampirdi?

Kutsal kan izi neyi anlatır?

Dracula’nın gümüş, gümüş suyu içeren kutsal su ve haç’tan korkmasının sebebi yoksa yukarıda anlatılanlar mıydı?

30 Gümüş parçası geri ödendi mi?

Yoksa bu 30 gümüş ve kutsal kase ‘Sophia’ nın'  yani bilgeliğin elinde mi?

 Bunu sizin fantastik hayal gücünüze bırakıyoruz.... :)

 

Son akşam yemeğinde Hz isa ve havarileri yemeklerini yer ve İşkodralı Yahuda Hz İsa'yı Roma askerlerine yani Sanhedrin meclisine 30 gümüş karşılığında şikayet eder ve kim olduğunu söyler, böylece İsa'ya ihanet eder, sonra yaptığına çok pişman olur, ve bu pişmanlık Yahuda'yı ölüm düşüncesine sürükler. Günler geceler düşünür, nisan ayının sonları mayıs ayının ortalarına doğru İşkodralı kendini bir Erguvan ağacının dalına asarak yaşamına ve pişmanlığına son verir, sonra mı ne olur, Yahuda'nın hainliğini sindiremeyen nisan sonunda bembeyaz çiçekler açan Erguvan ağacı utancından kırmızı ve pembe çiçekler açmaya başlar. Bu yüzdendir ki Erguvan ağacına Yahuda ( JUDA) ağacı denmektedir. Ve yine Hristiyan inancına göre Hz İsa çarmıha gerilmeden önce Romalı askerler tarafından üzerine Erguvani renkler taşıyan elbiseler giydirilmiştir. Eski Roma'da imparatorluk rengi mor yani erguvan rengiydi, Roma'lı askerler Hz İsa'nın göğsüne ‘Yahudilerin Kralı ‘etiketini halka göstermek için ve İsa ile alay etmek için erguvan rengi  giydirmişlerdir.

Erguvanın bir başka hikayesi de İstanbul ile ilgilidir, Bizans, İmparator Constantis tarafından mayıs ayında fethedilmiştir,  aradan yüzyıllar geçmiştir ve Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u mayıs ayında fethetmiştir. Yine Erguvan ağacı ile ilgili bir eski hikayede şöyledir,  Kral Yağfur'un kızı Haniçe havuz başında sevgilisini beklerken sevgilisi Tekfur'un adamları tarafından öldürülür, bunu gören Haniçe'nin gözleri kan damlalarına dönüşür ve havuza damlar, havuzdan akan suyla beslenen Erguvan ağacı önce kırmızıya sonrada mor renginde çiçekler açmaya başlar. Erguvan kralların, imparatorların batışına tanıklık eden ağaçtır. Mânâsı hüzün, utanç, güç ve kibirdir. Renkler kültürümüzde her zaman belirleyici olmuştur, batı toplumlarında mor renk güzellik, tevazu ve gizem anlamındadır, Japon kültüründe sezgi ve gizem anlamını alır, erguvan rengi mistisizmde aura ve taç çakrayı işaret etmektedir, taç çarka aydınlanmayı ve asaleti temsil etmektedir. Mayıs aylarında güzel İstanbul'u süsleyen bu hüzünlü ağaçların öyküsü böyledir dostlar.

Yazan : Nükhet Büyüköztürk

 Instagram : @nkhtce

UYARI: işbu blog içerisinde yer alan bilgi ve uygulama teknikleri tedavi amacı taşımamaktadır. Söz konusu bilgiler bu tekniği öğrenmek için eğitime katılan katılımcıyı bilgilendirmek amaçlı olup sağlık hizmeti niteliğinde değildir.Verilen bilgiler hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır. Tanı ve tedavi mutlaka doktor tarafından yapılması gereken ciddi bir işlemdir .

Her türlü hastalık ve benzeri tedavi gerektiren sorunlarınız için dokturunuza danışınız.

© 2019 by Mehmet Levent Ünal.