Kozmik Enerji'nin Paradoksları 

 

Eğer bir okuyucu boş zamanlarında, örneğin S.I. Ozhegov'un sözlüğü gibi rusça bir sözlüğe bakarsa, üç yüz doksan yedinci sayfada bir ''Genel olarak kabul edilen görüşlerden sapan garip bir görüş ya da ifade.'' tanımını bulacaktır. ''İlk bakışta ya da sağduyu ile çelişen bir görüş.'' gibi geniş bir şey de denilebilir, işte bu paradoks olarak adlandırılır. Şunu söylemeliyim ki bağımsız bir bilgi sistemi olarak kozmoenerji bu tanıma tamamen uyar ve temel yönleri şüphesizce bir paradokstur. Dahası, paradoksallık hiçbir şekilde biliş sistemimizin sınırlandırılmış bir özelliği değildir. Eğer bilim tarihine bakarsak oluşumları, onaylanmış bilim fikirlerini, hipotezlerini ve tam olarak paradoksal varsayımların uygulanması ile ortaya çıkan teorileri, kolayca bulacağız. Genellikle mevcut ve yeni fikirler arasındaki farklar çok büyük ve başa çıkılamazdı, aynı zamanda trajik sonuçlara da neden oluyorlardı. Giordano Bruna tarafından sonsuz dünyalar (dünyamız gibi eterik bir okyanusta olan) hakkında formüle edilmiş fikirler, modern algıda paradoksal bir hal aldı ve bu yüzden onu şubat, 1600’de Roma’nın Campo di Flore meydanına, soruşturması için yakılan ateşe götürdüler (orada yakılarak öldürülür). Yakın geçmiş bile bilimin öncülerinin riskli yolunun zorluklarına bizi ikna ediyor ve paradoksal gerçekleri ortaya çıkarıyor. Nikolai Vavilov ve Andrei Sakharov gibi mevcut sistemin dokunulmazlığına, temsil ettiklerine ve bunun hakkındaki kesin kurallara zarar veren birçok bilim insanının üzücü kaderlerini hatırlatmak yeterlidir. Bu paradigmanın koruyucuları, inançlarının sınırlarını kıskanç bir şekilde korur, bazen sadece ortada olan şeyi reddetmekle kalmazlar…

Adil olarak şunu söylemek gerekir; tabii ki tüm paradoksal durumlar, fikirler, hipotezler doğru olacak diye bir şey yoktur. Genellikle, gelişen ve ilgisiz hedeflerden uzakta sürdürülen paradoksal öğretilerin, kasten yapılmış ve ince düşünülmüş uygulamaları ile yüzleşiyoruz. Aynı zamanda paradoksal formda yanlış ifade edilen fikirler ve yalnızca psikopatoloji alanındaki profesyonel yazarları ilgilendiren birçok "yanlış paradoks" da vardır.

Ancak, insanlık tarihindeki neredeyse tüm önemli keşiflerin, durumların ve açığa çıkarılanların, çağdaşlar tarafından algılanması için çok zor olduğu, genel kabul görmüş kavram sınırlarının çok ötesine geçtiği, yukarıdaki tanıma göre inkar edilemez. Bu mesele sadece bilimde yer almadı, aynı zamanda toplum yaşamındaki dini alanda da yer aldı. İsa’nın çarmıha gerilmesinden ve dirilişinden sadece üç yüzyıl ve biraz daha sonra İsa’nın Büyük Öğretisinin gerçekleştirildiği, kısmen anlaşıldığı ve Devlet İmparatoru Büyük Konstantin tarafından devlet dinine eklendiğini hatırlatmak yeterlidir. 

Yeni fikirleri anlamadaki doğal zorluklar ''tohumları samandan ayırma''daki ilk denemelerine başlıyor ve burada sıradan insan düşüncesi yoluyla paradoksal fikirlerin seçimi her zaman başarılı olamıyor. Çünkü zaten var olan fikirlerden oluşan bir bedenin yardımıyla yeni bir öğretiyi açıklama ve anlama çabaları, yeni kavramın paradoksal doğası nedeniyle bu olasılığı tam olarak dışlamaktadır. Bu durumda, kozmik enerji uygulayıcısı için mevcut olan ''vizyon'' yoluyla ''doğrudan bilgi'', bir ifadenin veya fikrin gerçekliğini değerlendirme, bir kişinin gerçek yeteneklerini genişletme, hatalı karar ve eylem sayısını azaltmada belirleyici hale gelir.

Genel olarak, ''görüş'' yeteneğinin buluşu, kozmoenerjetik çalışmaların son konularından biridir. Ama doğru bir bakış açısından bu gerçekliği anlamak, diğer çok iyi bilinen tekniklerin uzun çalışma pratiklerinin ve Meksika’nın toltekleri, Taa’nun yolundakiler ve Zen hocalarının da dahil olduğu nihai sonuçtur. Bu kısımda, hedefler arasındaki açık benzerliği belirtiyorum ama kozmoenerjinin avantajı, öğrencinin algısında enerji evrenini de göz önünde bulundurana kadar tamamen özgün bir hızla genişlemesidir. Ayrıca yöntemlerimizin en kısa yoldan kullanılması, herkesi, ritüeller de dahil olmak üzere, geleneksel sihirli uygulamaların büyük çoğunluğunun tartışılamaz gerçekliğini anlamaya yönlendirir. Ama onlar diğer insanları etkilemeye yöneliyorlar ve bu yüzden uygulayıcının kendi değerinden mahrum kalıyorlar. Bu ahlâki alanın, etkileşimlerin ve karmik düzenin negatif sonuçlarının etik yönlerinin dışında kalsakta, basit bir uygunluk değerlendirmesinden yola çıkarak dünya üzerindeki bir kişiye ayrılan değerli zamanı, kendi bireysel gelişimini kabul etmeyen eylemler gerçekleştiren biri için boşa harcamanın bir anlamı yoktur. Bu yüzden bu tekniklerin geliştirmesi özgürlük isteyenler için bir çıkmazdır, ve bu tam olarak bu tür uygulamaların anlamsızlığını ve boşluğunu fark etmeye yardımcı olan Evren’in enerjilerinin 'vizyonu’dur. Sonuçta geleneksel büyücülük metotlarını kullanan tarafın büyük bir çoğunluğu gerçekliğin gündelik yönlerini tam olarak anlamaktan çok uzaktadırlar. Bu insanlar bazı güçlerin eline çok kolay bir şekilde yaşayan oyuncak olurlar, bu faaliyetin boyutu ve Evrendeki rolü, bireysel olarak düşük entelektüel seviye ve maddi dünyaya dönüşü olmayan bağlılık nedeniyle tamamen erişilemez durumdadır. 

Ancak, enerji ''vizyonu'', Kozmik Enerji eğitiminde paradoksal kazanım olarak alınan tek şey değildir. Bilgimizin paradoksu, özellikle belirli stratejik pozisyonlara dünya bakış açıları ile yaklaşarak rahatça görülebilir olmasıdır. Bunlardan biri evrim kavramıdır.

İyi bilinen okült öğretiler açısından evrimi tartışmaya alışık olan birisi için bu alandaki kozmoenerjetik bilgi ''aşırı'' ve geleneksel okült öğretilerin ötesine geçtiği için ''paradoksal'' gözükebilir. Ve bu doğaldır. Son olarak, evrimin sadece bir hareket olmadığı, en kötüden en iyiye, düşükten yükseğe, karanlıktan aydınlığa, az mükemmelden çok mükemmele doğru bir hareket olduğu genel olarak kabul edilir. Bizim bakış açımızdan, bu kriterlerin dünya ''resmi'' içinde tanıtılması, kavramların açık göreliliği için kesinlikle kabul edilemezdir. Bu nedenle, rahatlatıcı bir iyileşmeye yardımcı olmak amacı ile açık bir şekilde efsaneler üretmek, bazı durumlarda doğrulansa bile, hakikatin gerçek arayıcısı için çekici değildir ve bu nedenle basitçe etkisizdir. Belirli bir bağlamda evrimi düşünmekten memnun olsakta, bu durum sadece, antropomorfizm’i (insan özelliklerinin, duygularının veya niyetlerinin insan olmayan varlıklara atfedilmesi) kanıtlar. Baş döndürücü derin varlığımız üzerine çalıştığımız muhteşem anlayışımıza teşekkürler, kendimizi o kadar anlayışlı buluyoruz ki, evreni kendi fikirlerimize ve standartlarımıza göre düzenlememize izin veriyoruz.

Genel olarak, insanı gelişime, mükemmelliğe ve kişisel farkındalığa çağıran neredeyse tüm okült öğretiler, düşüncenin antropomorfizmi ile suç işliyor. Bu üzücü eğilim, Madam Blavatsky ve antroposofist Steiner'in yazılarında açıkça görülmektedir. Böyle bir durumda, sağlam bir felsefi temel ve sofistike metafizik, belirli bir öğretinin temelinde yer aldığında daha da şaşırtıcı olur. Burada, gerçekliğin ''insanlaştırılması'' genellikle ilk bakışta algılanamayan okült disiplinlere, önce şartlar ve mazeretlerle, ''içsel his'' e başvurarak ve teorik yansımalara algılanamaz bir şekilde renk vererek, daha sonra bazı ''temel''lere hayat vererek gerçekleşen ama tamamen insan fikridir diye de düşünen A. Ksendziuk’un görüşlerine tamamen katılıyorum.

Okült fikirlerde durum böyledir. Eğer olağan dışı zhinsel durumlardaki bireysel deneyimlerin somut deneyimlerine gelirsek, o zaman burada antropomorfik tipte bir yorumlama sonsuza kadar hakim olur. İşte bu, gerçekliği kendi ideallerimize, hedeflerimize ve anlayabildiğimiz özelliklerimize dayatmaktır. Şunu söylemeliyim ki, bu tür efsaneler üretenler ''yaşamı onaylayan’' ve ''insanlaştırılmış'' gibi tanımlardan çok uzakta olan bir gerçekle tanıştıklarında, onları hayal kırıklığına uğrattığını hayal etmek kolaydır. Bu bağlamda, pratikte kozmoenerji, gerçekliğin saflığı fikrini, onun herhangi bir insanlaştırılma durumundan, kalıcı ve tarafsız olarak destekler. Bizler kesin olarak şundan eminiz; insan ve dünya birdir, insan, bu dünyanın bütünleyici bir parçasıdır ve gerçekten insan bu dünyanın ''içindedir'', aksi takdirde asla var olamazdık. Ancak bu durum, insan ideallerinin tüm evrene yayılması için yeterli bir temel sunamaz.

Kozmoenerji, kesin olarak hâlâ çok yeni bir bilgi sistemi olmakla birlikte, yine de defalarca ek antropomorfik fikirler, açıklamalar ve efsaneler ortaya koyma girişimlerinde bulunmuştur. Bu girişimler temel bilgisizliğin ve gerçekliği algılamak için gerçekleşen pratik deneyimi birçok tanıdık mitle değiştirme arzusunun direkt sonucudur. Kişisel olarak böyle amaçsız girişimleri, öğretilerimizin yapısı için ciddi bir tehdit olarak görüyorum. Entelektüel bir tuzak haline gelebilirler, bir kez içine düştükleri zaman, enerji evreninin sonsuz çeşitliliğinin benzersiz bir şekilde öngörülebilir olduğuna ve hatta mekanik bir tanımına bile mahkum edilebiliriz. Bu yüzden,  en azından şu anlaşılmalıdır; kulağa paradoksal gibi gelse de, eğer doğru ve yanlış hakkındaki düşüncelerimizi bırakırsak doğru düzgün davranabiliriz, çünkü onların içinde çok az doğru vardır. Aslında, bu nedenle genel olarak iyi bilinene karşı içten arzumuz genelde insan oğlunun şanssızlık ve acı çekmesine yol açar. Mutluluğun yolunu kesin olarak bildiğimize kendimizi ikna ettiğimiz sürece, Yüce olanın performansımızı dizaynı her zaman fransız devriminin, komünizmin ve faşizmin felaketine dönüşür. Bu yüzden geleceğimizin takipçilerinin ana görevi kendi farkındalıklarını genişletmektir ve bir şeylerin doğal seyrine kendini beğenmiş bir şekilde müdahale etmemektir. 

 

Sevgiyle,

Akademisyen V.A. Petrov

Derleyen & Çeviren

Mehmet Levent Ünal, Bengisu Ersoy

UYARI: işbu blog içerisinde yer alan bilgi ve uygulama teknikleri tedavi amacı taşımamaktadır. Söz konusu bilgiler bu tekniği öğrenmek için eğitime katılan katılımcıyı bilgilendirmek amaçlı olup sağlık hizmeti niteliğinde değildir.Verilen bilgiler hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır. Tanı ve tedavi mutlaka doktor tarafından yapılması gereken ciddi bir işlemdir.

Her türlü hastalık ve benzeri tedavi gerektiren sorunlarınız için dokturunuza danışınız.

© 2019 by Mehmet Levent Ünal.