Niyet
26 Haziran 2024

Sayfayı ziyaret eden kişi sayısı

1193

Niyet

Niyet bir senaryonun başlangıçta belirlenen şekilde gidişatı veakış yönüdür. Yani, bu senaryo, sonsuz alternatiflerden biri olarak şekillenmiş ve içindeki olayların gelişim yönü başlangıçtan itibaren belirlenmiş ve değişmezdir.  “İçsel niyet”de olayların akışının bir vektörüdür, ancak bizim anladığımız şekildedir. Yani, içsel niyet, olayların nasıl olması ve nereye gitmesi gerektiğine dair vizyonumuzu daha çok yansıtır.

Eğer dış ve içsel niyetlerin vektörleri örtüşüyorsa, her şey bizim istediğimiz gibi olur. Aksi halde yolumuzda birçok engelle karşılaşırız. Dış ve içsel niyetlerin etkileşimiyle yalnızca tek bir güncel senaryo kapsamında karşılaşırız. Bu etkileşimin tezahürleri, bize daha az çaba harcayarak istenilene mümkün olan en kısa sürede ulaşmayı gösterir, fakat bu yine sadece mevcut senaryo kapsamındadır. İstenilen şey bu senaryoda bulunmayabilir ve başlangıçta sağlanmamışolabilir. Bir sonraki senaryoda da olabilir ve oraya erişimsadece seçim yoluyla mümkündür. 

Etkili bir seçim ancak tüm potansiyel seçim nesnelerine bağlılık olmaksızın yapılabilir. Bu, tüm sistemdeki en hassas konumlardan biridir. Bu nedenle, yüzyıllar boyunca yapılan yorumlar sonucunda pratik bir şey elde etme girişimleri çoğunlukla başarısız olmuştur. Bu anahtar özelliği anlamaya çalışalım.

Seçim sorununun kökenindeki en büyük hata, dünyamızı tek boyutlu algılamaktır. Yalnızca tek bir olay senaryomuz olduğuna ve bu senaryoda yapılacak herhangi bir değişikliğin senaryonun yeniden düzenlenmesiyle ilişkili olduğuna inanılır. Bu, dünya görüşümüzde daha ileriye gitmemize izin vermeyen en büyük engeldir. Dünyamıza çok boyutlu bir matris yapısının perspektifinden bakarsak, her senaryonun (bazen katman olarak adlandırılır) değişmez olduğunu görürüz. Bu katı yapı içinde her element kesin olarak yerini alır ve değiştirilemez. Fakat, bu senaryo katmanlarından sonsuz sayıda vardır. Her birinde onu diğerlerinden ayıran farklı bir şey gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle, bir şeyi değiştirmek için mevcut senaryoyu yeniden düzenlemek yerine, istenilenin zaten mevcut olduğu başka bir senaryo veya katmanı seçmek gerekir. Bu şekilde yapıldığında olaylar zahmetsiz bir şekilde ilerler. Eğer seçmek yerine değiştirmeye çalışırsak da,okullarda öğrendiğimiz yasalar devreye girer: etki eşittir tepki, enerjinin korunumu yasası vb. Bazı sorunlarımızı çözmek için ne kadar çok çaba sarf edersek, o kadar çok dirençle karşılaşırız. Matris, mevcut senaryonun katı yapısı olarak kendini eski haline getirmeye ve tüm unsurlarını yerlerine geri döndürmeye çalışır.

Seçilen nesneye bağlılık önemlidir çünkü bize sadece iki durumda olma hakkı verilmiştir: bağlılık olmadan gözlemyapma ve var olma durumu yani tefekkür ya da mevcut senaryoyu yeniden düzenleme durumu. Herkesi ve her şeyi değiştirme arzumuz zaten refleks düzeyinde içimizde yer almaktadır. Bir şeye ihtiyacımız varsa veya tam tersine ihtiyacımız yoksa, bu öğeyi mevcut senaryo matrisine eklemeye veya çıkarmaya çalışırız. Her ikisi de etkili değildir. Yeni bir senaryoya atlamanızı ve istediğinizi hızlı ve zahmetsizce elde etmenizi sağlayan seçim, ancak bu seçimin amacından kopuk bir durumda yani bağlılık olmadan yapılabilir. Bu durumda, hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmayız, yani mevcut senaryonun matrisiyle anlamsız bir çatışmaya girmeyiz. Bağlılık olmadan, yeni bir senaryoya kuantum sıçraması yapmaya hazır oluruz. Muhtemelen herkesin hayatında, bir şeylerin gerçekleştiği ve daha sonra "keşke bu olsaydı (veya olmasaydı)" diye düşündüğünüz anlar olmuştur, ancak bu düşünce hafif bir esinti gibi geçip gitmiştir ve iz bırakmadan unutulmuştur. Yani, bir düşünce-niyet oluşmuştur, ancak ona hiçbir önem verilmemiştir. İşte bu seçim anıdır: niyet oluşmuştur, ancak isteklerle süslenmemiştir. Bu bağlamda insanlar, olan bitene ciddi olmayan, hatta şaka yollu bir yaklaşım geliştirmişlerdir. Yani, bağlılıktan kaçınmak için istenilen şeyi değersizleştirmek gerekir. Fakat eylemlerinmekanizmalarını anlamadığınız takdirde herhangi bir pratik işe yaramaz veya sadece geçici faydalar sağlar. Bu mekanizmalar zaten dünya görüşünün alanıdır. Dünya görüşümüz nasılsa, yaşam kalitemiz de öyledir.

Bu nedenle, ya yeniden düzenleriz ya da seçeriz. Dünya görüşümüz beşikten itibaren bize yalnızca yeniden düzenlemeyi öğretir, bu yüzden yaşamımızı genellikle, çocuklukta nasıl seçeceğimizi bildiğimizde oluşturduğumuz tek bir senaryo çerçevesinde geçiririz. Çocukken bize neyi seçmemiz gerektiği söylenir. Bu tek boyutlu tek senaryolu varoluşun ilkesidir. Bu bir kısır döngüdür. Bu yüzden size kadercilik konseptlerinin pek çok doğrulamasını verirler: Kaderden kaçamazsınız, nasıl çırpınırsanız çırpının, her şey kader tarafından belirlenmiştir, hayat bir yoldur, çıkışı yoktur vb.
 

Derleyen & Çeviren 

Cemre ÖZKAN

Mehmet Levent ÜNAL

UYARI: İşbu blog içerisinde yer alan bilgi ve uygulama teknikleri tedavi amacı taşımamaktadır. Söz konusu bilgiler bu tekniği öğrenmek için eğitime katılan katılımcıyı bilgilendirmek amaçlı olup sağlık hizmeti niteliğinde değildir.Verilen bilgiler hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır. Tanı ve tedavi mutlaka doktor tarafından yapılması gereken ciddi bir işlemdir.
Her türlü hastalık ve benzeri tedavi gerektiren sorunlarınız için dokturunuza danışınız.