Spiritüel Alan Üzerine…

Bildiğim kadarıyla Dünya'ya bir şeyler katmak için çok fazla diploma sahibi olmaya gerek yok.

Örneğin Bill Gates üniversite terk ya da Nikola Tesla aynı şekilde...

Kısacası bu planete katkıda bulunmak için otoriteler tarafından onaylı bir belgeye ihtiyacınız yok sevgililer ...

Niyetleriniz ve eylemlerinizle pozitif olarak en güzel katkıyı yapabilirsiniz.

Bu arada yeri gelmişken ; eğitimsel maddesel ego ile spritüel alanı çarpıştırmaya çalışanlarla bir savaşa girmenize gerek yok.

Özetle ; çok üst düzey belgeleri olan biri çok spritüel olarak yaşamayabilir ; ya da hiç bir okula kaydolmayan biri çok ruhani olarak hayatı deneyimliyor olabilir.

Özetle hayat bu ; yargılamamak gerek, her ruh kendi biricik görevi ve tekamül planıyla dünyaya gelmiştir.

Kimden ne özelliklerin çıkacağı belli olmaz değil mi? 

Sevgililer,

Madde ile mana sizce aynı şey midir?

Mesela Dünya planetinde spiritüellik ile para?

Son zamanlarda insanların spiritüel tarafından çok fazla hortumlama ile madde enerjisi çalıştırılıyor ki...

Peki nedir bu hortumlama?

Hortumlama , insanın ruhani tarafını deyim yerindeyse sömürmek, enerjisini çekmek ve bunlarla beraber aynı zamanda cebinde var olana göz koymaktır...

Yanlış anlaşılmasın elbette ruhun emeğinin karşılığı verilmelidir . Üç olur , beş olur bir kahve olur ama “soygun “ olmamalıdır...

Son zamanlarda ki spiritüel alana dadanan ‘’hortumculardan” arınmak muhteşem olmaz mı?

Mana ile madde denge demektir, dengeli olmalıdır.

Bir elmanın karşısına bir armut gibi...

Armutlu elma gibi değil yani. Özetle ruhumuza, özümüze değer verip hortumlatmayalım...

Malum elmalarla, armutlar; emek ile haksız kazanç

(hortumculuk) karıştırılmamalıdır. 

Dostoyevski demiş ki; “Alçak ruhlu olanlar para arar, yüksek ruhlu olanlar ise saadet arar.''

Son zamanlardaki gözlemlediğim bir konuya dikkat çekmek istiyorum.

Spiritüel çalışmalarla ilgilenen insanlar ve bihaber olanlar arasındaki iletişim bandının dahada genişlemesi...

Bizler iki türlü Dünya realitesini deneyimliyoruz. Görünen ve görünmeyen...

Yani evrende her şey enerjidir / titreşimdir. Bir şeyin görünmesi titreşim seviyesinin kabalaşıp maddeleşmesindendir.

Fakat görünmeyen dünyanın realitesi olanlarda “yükselişimize ait olan” ve kullanmamız gereken pozitif realite temelli parçalardır. Mesela sevgi...

Yani sevgililer,

yükşelişe geçen insan görünen dünya ile görünmeyeni dengeye getirmeye çalışandır.

Çoğu zaman görünmeyeni algılayamayan ve sadece 3d de yaşayan kişiler , farkındalığı artmış olanları uzaylı olarak nitelendirebilmektedir.

Ne yazık ki bu şekilde düşünenlerin göremedikleri/ farkında varamadıkları aslında kendilerininde uzayın bir parçası oldukları ancak görünmeyen taraflarını aktive edemedikleri / yükselemedikleri / kaygı, korku(para, seksüalite ve güç üçgeninde baskılanmaları)...

Sözlerimi Nietzsche ile sonlandırmak istiyorum.

“Müziğin sesini duymayanlar dans edenleri deli sanırlar.” 

 

Tüm uyanışta olanlara ve uyanmaya hazırlananlara,

Sevgiyle...

© 2019 by Mehmet Levent Ünal.