Kozmik Enerji Dünyaya Adım Atıyor

Kozmik Enerji’nin kurucusu Vladimir Aleksandroviç Petrov’la Röportaj

Soru: — Vladimir Aleksandroviç, uzun zamandır kamuoyu önünde görünmüyordunuz ve bu durum pek çok akıl almaz söylentinin doğmasına yol açtı. Böylesine uzun bir yokluğun nedenlerini bizzat açıklar mısınız?

Cevap: — Evet, gerçekten de dört yılı aşkın bir süre toplumdan, yani onun sorunlarından, tutkularından ve çalkantılarından uzakta yaşadım. Dahası, tam bir yılı bütünüyle yalnızlık içinde, Tanrı Dağları’ndaki bir mağarada, deniz seviyesinden 1800 metre yüksekte geçirdim. Bu mağara eşsiz bir yerdi; hava sıcaklığı kışın tipi ve ayazda bile sekiz derecenin altına düşmezdi. Oradan çıkmak neredeyse imkansızdı; çünkü kar yağışları başladığında çevre bütünüyle üç metrelik kar yığınlarıyla kapanır, içinden kurtulmak umutsuz bir işe dönüşürdü. Muhtemelen Sergey Nikitin’in Altın Burchmulla adlı şarkısını bilirsiniz. İşte o şarkıda anlatılan yerler tam da buralardır. Yaklaşık iki ay boyunca ceviz depoladım, meyve kuruttum, et tütsüledim, kış için odun topladım. Kar yağışı başlayınca mağaradan artık çıkamazsınız; ışığın ve daha da önemlisi ısının tek kaynağı sıradan bir balmumu mumuydu. Mumlar, kibritler, tuz, un, bıçak, balta, iki tas ve bir kupa; medeniyetten yanıma aldığım şeyler bunlardan ibaretti. Ah evet, bir de dört adet yün battaniye… Hepsi bu kadardı.

Bu mağara bana çok büyük yardım etti. Benim “uyumlama” dediğim şey tam da orada başladı. Bu, klasik anlamda bir meditasyon değildir. Hayır, daha çok bilgi edinme niyetidir; daha açık söylemek gerekirse, Bilme niyeti. Bu, kendi bilinçaltına yönelip ona ne istediğini anlatma çabasıdır. Sorun yalnızca bir noktadadır: Kendi niyetini yine kendi bilinçaltına nasıl anlatacaksın? Çünkü bilinçaltı bizim dilimizi anlamaz ve ona yalvarmak bütünüyle faydasızdır. Şimdi bunun nasıl başarılacağını anlatmayacağım. Açıklık kazanması için pek çok örnek vermek gerekir; bu da epey vakit alır. Yalnızca şunu söyleyebilirim ki, inziva böyle bir “uyumlama”yı mümkün kılar; bunu da bütün bedenin içinden geçen bir “dalga” gibi tarif edebilirim. İnanın bana, bu hali kelimelerle anlatmak çok zordur; ama bunu yakında monografimin sayfalarında yapmaya çalışacağım.

Hayatımın bu “mağara dönemini” özetlersem, frekansların adlarını ve onların nasıl kullanılacağına dair açıklamaları tam da o sırada aldım. Onları nasıl devreye sokacağımı, nasıl çalışacağımı, sayısal kodlarını ve benzeri şeyleri o zaman kavradım. Özünde mağara bana bütün Magic Blok’u verdi. Son dört yıldır Chutta frekanslarını geliştirmekle meşguldüm ve bugün bunu başarmış olmaktan son derece memnunum. Sonuçta elimizde seçici biçimde çalışan 182 kozmik frekans bulunmaktadır; yani bir frekans, bir hastalık. Bu frekanslar son derece etkili çalışmaktadır. Örnek vermek gerekirse, Chutta frekanslarının kullanımı veremi 20-25 gün içinde iyileştirmeyi mümkün kılar. Bence bu olağanüstü bir şeydir; özellikle de resmi tıp çevrelerinin, son iki üç yılda geleneksel antibiyotiklere dirençli biçimlerde bu hastalığın önemli ölçüde yayıldığını açıkladıkları düşünülürse.

Gördüğünüz gibi işle meşguldüm ve bana göre önemli bir işle. Hakkımda en inanılmaz söylentileri yayan kişiler ise aynı zamanda kendi maddi refahlarını sağlamakla uğraşıyorlardı. Ben onların maddi başarılarına karşı değilim. Zengin olmuşlar, ne güzel. Onlar adına sevinirim; geçmişi deşmeyelim. Daha kötüsü başka bir şeydir. Kozmik Enerji operatörleri olarak gelişimlerinde umutsuzca geri kalmış olabilirler; hatta yalnızca geri kalmamış, geri döndürülemez biçimde durmuş da olabilirler. İşte bu gerçek felakettir.