Kozmik Enerji – Kanallara Uyumlanmalar

Kozmik Enerji, insan bilgisinin son derece ilgi çekici bir disiplinidir; bu alanın doğrudan bir benzeri bulunmaz ve her ne kadar deneysel yollarla doğrulanabilse de sıradan mantığın araçlarıyla bütünüyle açıklanması mümkün değildir. Buolgunun tek açıklaması ancak alan temelli enerji-bilgi etkileşimleri çerçevesinde bulunabilir.

İnsan bilgisinin bu yeni sisteminin geliştiricisi Vladimir Aleksandroviç Petrov’dur. Kozmik Enerji öğretisinde“kanallar” olarak adlandırılan frekanslara ilk uyumlamalar ona gelmiştir.

Kozmik Enerji’nin temel prensiplerinden biri, hem tek tekorgan ve dokuların hem de organizmanın bütün enerji-bilgi yapısının belirli bir frekans aralığında var olduğudur. Bu frekans özelliklerinde bilinçli ve yönlendirilmiş değişiklikler yapılmasına enerji-bilgi uyumlaması denir.

Yapılan pratik çalışmalar, insanın enerji-bilgi yapısının yaşam faaliyetleri aralığı içinde en az altı bin kanalı algılayabilecek kapasiteye sahip olduğunu göstermiştir. Bu kanalların en az iki yüzü halihazırda şifacılık uygulamalarında ve bilgi elde etmesüreçlerinde pratik olarak kullanılmaktadır. Buna rağmen gündelik yaşamımız çoğu zaman bu kanallardan yalnızca birinin sınırları içinde sürer; frekans aralığımızı genişlettiğimiz anlar ise oldukça nadirdir.

Doğal varoluş ritmimiz bize öylesine alışılmış görünür ki, varoluşun farklı bir enerji düzeyini tasavvur etmek çoğu zaman güçleşir. Doğal frekansımız, alışılmış yaşam enerjimizi, buna bağlı enerji-bilgi alışverişinin düzeyini ve özbilincimizin derecesini belirler. Ancak bütün bu özellikler, doğru uyumlamalar aracılığıyla son derece kısa süreler içinde değiştirilebilir.

Peki enerji – bilgi uyumlamaları nasıl gerçekleşir?

Bu süreçte dış alanlardan gelen bilgi etkileri belirleyici bir rol oynar. Kanallara uyumlanmış olan bir öğretmen bu kanallarıöğrencinin üzerine açar ve bu sırada öğrencinin bilinçaltında bulunan bilgi matrisi etkinleşir.

Bu enerji-bilgi etkisi öylesine güçlüdür ki bilinç tarafından kolaylıkla algılanır. Bilincimizde bu özel deneyime ait bir iz ve ona karşılık gelen bir “anahtar” kalır. Böylece güçlü bir dış enerji etkisi sayesinde bilinç ile bilinçaltı arasındaki içsel gerilimler çözüme kavuşur.

Daha sonra öğrenci bu anahtarı bilinçli olarak hatırladığında süreç ters yönde işlemeye başlar. Bilinçaltındaki bilgi matrisi yeniden etkinleşir ve enerji-bilgi alanının yapısında gerekli dönüşümler gerçekleşir.

Bu tür bir aktarım genellikle yirmi ile otuz dakika arasında sürer ve bu süre içinde aktarılan kanalların sayısı birkaç düzineye ulaşabilir. Ardından öğrencinin görevi, aldığı bu kanalları geliştirmek ve pekiştirmektir. Bu süreç birkaç günden birkaç aya kadar uzayabilir. Eğer bu çalışmalar yapılmazsa, edinilen durum zamanla silinir ve organizma yeniden alışılmış varoluş sınırlarına geri döner.

Elbette keşfedilen kanalların tümü bütünüyle benzersiz değildir. İnsanlık bunların bir kısmını çok eski zamanlardan beri bilmekte ve farklı teknikler aracılığıyla deneyimlemektedir. Bu durum bir gerçeği yeniden doğrular: Bilgi özünde birdir; farklı olan yalnızca ona ulaşma yollarıdır.

Kozmik Enerji öğretisinde ise bilgiye ulaşma ve onu aktarma yöntemlerinin sistemli biçimde mükemmelleştirilmiş olması, bu disiplinin modern toplum için taşıdığı önemi açıkça ortaya koymaktadır.

Sürekli kendi refahı ve günlük kaygılarıyla meşgul olan modern insanın uzun ve disiplinli bir öğrencilik sürecine ayıracak zamanı ve isteği bulması çoğu zaman zor görünür. Bununla birlikte yalnızca insan değil, bütün canlı varlıklar ve hatta cansız nesneler ile mekanizmaların bilgi alanları dahi temel kanallara karşı duyarlıdır.

Bu durum Kozmik Enerji için son derece geniş uygulama alanları açmaktadır. Deneyimli Kozmik Enerji operatörleri, hem canlı hem de cansız doğanın bilgi alanlarıyla etkili bir etkileşim kurabilir ve yaşam çevremizde oluşan bozulmaları ya da dengesizlikleri giderebilirler.

Bu uygulamalardan biri “enerjetik temizlik” olarak adlandırılır. Enerjetik temizlik suya, yiyeceklere ve hatta yaşadığımız mekanlara uygulanabilir. Böylece yaşam ortamımız arınır, sağlıklı bir nitelik kazanır ve doğal bilgi dengesi yeniden kurulmuş olur.

İnsanın kendi kaderini seçme hakkı, varoluşunun en temel ayrıcalıklarından biridir ve bu gerçek insanlık tarihi boyunca açıkça görülmektedir. İnsan öylesine gelişmiş bir varlıktır ki çevresinde kendi dünyasını kurabilecek güce sahiptir; fakat çoğu zaman bunu yeterince kavrayamadığı için dış engellerin ve sınırlamaların esiri haline gelir.

Oysa tam da burada ve şimdi, kendi geleceğimizi belirleyebilir; gerçekten içinde yaşamak istediğimiz ve mutluluğu bulabileceğimiz dünyayı kurabiliriz.

Bunu bizim yerimize kimse yapamaz. Her insan kendi seçimini kendisi yapmak zorundadır. İnsan doğası gereği düşünen ve kendisinin farkında olan bir varlıktır; bu nedenle seçimlerini de aklının rehberliğinde ve kendi yolunu bilinçle kavrayarak yapmalıdır.

Her birimiz için benzersiz olan bu yolu hissedebilmeyi öğrenmek gerekir. Bilinçaltımızdan gelen o ince gelişim sinyallerini fark edebilmek, insanın içsel yolculuğunun başlangıcıdır. Bu bilginin anahtarı ise enerji-bilgi uyumlanmalarıdır.